Normalle Anormalin Hikayesi
Manisa Tımarhanesi’nin sunduğu “Üzüntü ve Muz Kabuğu” hala devam ediyor..
Akşamüstü.. Migros önü..
- Aaa, Ali Abi, Naber abi??
- Teşekkür ederim. Sen nasılsın?
- .ok gibi Allaha şükür abi.. Yenge napıyo abi?
- İyi. Sağol.Teşekkür ederim.
- Abi beni yarın akşam yemeğe davet etsenize.
- ?! Anlamadım?
- Yarın akşam sizdeyim abi.
- Esin’e bir sormam lazım.Yarın işimiz olabilir.
- Nişanlımla gelicem, ona göre.
- Olur zannederim.
- Tamam ben seni ararım abi, canım abim benim ya, çok seviyorum seni ya.
- Görüşürüz.
Gece.. Yatak Odası..
- Hayatım yarın akşam misafirimiz var.
- Kim o canım?
- Yeni tanıştık. Otobüste benim gazeteyi okurken başladı arkadaşlığımız. Sohbet Fenerbahçe maçından açıldı.Biraz garip biri. Saf bir çocuğa benziyor ama.
- Peki. Ben işten biraz erken çıkıp alışverişe giderim. Faturaları sen yatırır mısın?
- Tamam… Esin soldan sağa on sekiz harfli, “Aşk-ı Memnu” nun yazarı kimdi?
- Halid Ziya Uşaklıgil.. Of Ali, ışığı kapatıyorum, bırak artık şu bulmacayı. Sütünü de içer misin? Hem prebiyotik..
- Peki hayatım iyi geceler..
- İyi geceler..
Ertesi akşam.. Yemek..
Ali : Nişanlınla geleceğini söylemiştin. Ne oldu acaba?
- Abi ayak yaptım ben ya.. Yok benim nişanlım falan. Çağırmazsınız diye öyle söyledimdi. Yenge eline sağlık, börek manyak olmuş.
Esin : Kız arkadaşınız da mı yok?
- Yok ya napalım böyle.
Esin : Bence bir öğretmen kız bulup evlenmelisiniz.
- Yok olur aslında da. Sigara içiyorum. Günde 2 milyondan ayda 60 milyon. Hatun olursa “sigara içme,öpmem” der. Sonra haftasonu sineması,kafesi zartı zurtu 40 milyondan ayda 160 milyona gelir. Böyle daha ekonomik be abla. Ha bi de kültablası verivercen mi be?
Ali : Bence sigara içmemelisin. Çok zararlı. Kalbe zararlı, akciğere zararlı. Bir tek sigaranın ömründen kaç gün çaldığını biliyor musun?
Esin : Bence de içmemelisiniz. Ama demokratik olmak gerekirse size kül tablası vermeliyim. Paradigmalarınızı değiştirmeniz lazım bu arada.
- Araba var mı sizde abi?
Ali : Var lpgli.
- Ha, bende de var da daha işletmedim ruhsata lpgyi.
Esin : Ama işletmelisiniz.
- Doğru, ceza yazarlar, sallıyom ben de.
Ali : Ceza yazacaklarından değil, bu bir vatandaşlık görevi.
- Abi çok seviyorum ben sizi ya. O kadar normal insanlarsınız ki, süper ya..
Esin : Normallikle anormallik meselesi değil. Herkesin normali-anormali farklıdır.
- Yenge nerde çalışıyonuz siz?
Esin : Devlet Planlama Teşkilatı.
- Ooo, işler tıkırında. Abim de öğretim üyesi. Allah mutlu etsin. E neler yapıyosunuz bütün bi hafta?
Esin : Haftada üç kez tiyatroya gideriz mutlaka. Sonra arada konferanslar, kişisel gelişim seminerleri… NLP ye de gidiyoruz zamanımız uyarsa.
- Ya çok sevdim ben sizi yaa.. Arkadaşlarınız da vardır. Hep birlikte gidelim ya beni de çağırın be nolur be..
Ali : Hmm.. Yani tabi uygun bir zaman olduğunda çağırırız seni de.
- Seviyorum ya, hepinize yeter benim sevgim ya.. Çok tatlısınız yaa..
Esin : Anlıyorum. Biraz daha börek alır mısınız?
Günler sonra.. Gece.. Yatak Odası..
- Valla hayatım ben de bıktım ya.. Arıyo habire, “Ali abi şöyle oldu, Ali abi böyle oldu”
- Derhal bu adamla ilişkini keseceksin Ali. Anladık eşcinsel değil,mafya değil, hayır işin ilginci vergi mükellefi bi de.. Ya daha bugün aradı, niye verdiysen evin telefonunu.
- Ne dedi?
- “Yenge, börek göndersene benim işyerine” Ne kadar laubali, ne kadar seviyesiz! Ne kadar… Ahh.. Ali kurtul şundan, sülük gibi yapıştı. Ya o, ya ben!
- Bana da açtı bugün. Yok rehbermiymiş neymiş, bunun bi rehber abisi varmış, adam evinde yılan balığı besliyo diye karısı kovmuş. Anlamakta zorluk çekiyorum artık.
- Derhal Ali derhal..
- Canım sen kitabına devam et. Ne okuyorsun?
- Ahmet Altan “En Uzun Gece”..
- Seni seviyorum. Geçecek bu kötü günler..
Ertesi gün.. Gazete bayiinin önü..
- Ali abi, abi görmüyon mu beni abi, naber abi?
- Teşekkür ederim, sen nasılsın?
- .ok gibi Allaha şükür abi. Operaya gidelim mi yarın abi? Çok seviyorum sizleri.
- Ben de senle bir şeyler konuşacaktım.
- Hemen abi, dinliyorum abi.
- Bu arkadaşlığı burada noktalıyoruz. Üzgünüm.
- Nası yani? Olur mu ya.. Abi bırakmayın beni. Komayın yalnız buralarda.
- Üzgünüm. Artık seninle görüşmek istemiyoruz.
- Valla tek normal arkadaşım sizlersiniz abi. Yapmayın, etmeyin, eylemeyin.
- Normallik değil, anlamıyor musun? Sen bi acayipsin. Farklısın diyerek seni küçümsemek yada yüceltmek istemiyorum ama yani ayrısın.. Çok ayrı bi yerdesin.
- Abi yapmayın ya alın beni aranıza ya..
- Lütfen.. Bak şimdi gazete bayiindeydik. Ben Cumhuriyet gazetesi okuyorum, ya sen? Bulvar gazetesi okuyorsun.
- Abi cd veriyo diye aldım valla. Normalde ben Referans gazetesi okuyorum.
- Onu da bitmek tükenmek bilmeyen köşeyi dönme hayallerin için okuyorsun. Bırak allahaşkına..
- Abi yapmayın ya.. Lütfen ya..
- Normal insanların normal yaşamları vardır. Bak mesela ben sadece bir memurum. O kadar. Ne ulaşılamayacak ideallerim ne de abuk subuk hayallerim var. Derin hayat teorileri de üretmiyorum senin gibi. Yani gereği yok ki bunların. Ben gidiyorum. Lütfen bir daha arama.. Çık hayatımızdan artık!
- Ben sizsizzz neee yaparımmm, gece gündüzzz ağlarıımmm..
- İyi günler.
- Öyle olsun.