Çamur ve Buz
![]()
Traktörden indim. Dayım bahçeyi sulamamı, biraz da patlıcan,biber,kabak toplamamı söyledi. “Sonra gel yanıma, incir toplayalım” dedi. İşim bittikten sonra dayımın olduğu yere doğru yürüdüm.
Hayatımın boktan bir döneminin daha fon müziğiydi diş gıcırtıları. Kader denen konsomatris tanrıçası ömrümün bir üç ayını daha sıfırlamayı iş edinmişti kendine. Sorgulamalar, sorgulamalar.. Geçmiş, gelecek.. Olmayan bugün… Niye? Niye? Niye? Tek n hiç k.
Saftır iyi. Kötü öyle değildir ama. Kurnazdır. Çalçenedir, yılışıktır, avcıdır. İyi gerizekalıdır, duygusaldır, kazık yer. Kötü dolandırır, gelir yine dolandırır. İyi hep kazıklandığından çok şikayet eder, bu yüzden yanında kimse kalmaz. Kötü güçlü olmayı bilir, kazanır, kazanmasını bilir, bu yüzden de yalnız kalmaz. İyi her şeye inanır, kötü her şeye inandırır. İyi mal mal bakar, kötünün gözleri dört döner.
Bütün bunları düşünürken yeni dikilen şeftalilerin bulunduğu tarlaya gitmiştim. Bunu fark ettiğim anda ayakkabılarım çamurun içindeydi. Batıyordum. Batıyordum.. Ayağımın tekini kaldırıp kuru toprağa basmak isterken tekrar batıyordum. İçinde hafif bir zevk de vardı tabi.. Tamam ulan bu sefer harbi battım. Sembol falan değil işte. Bulunduğum durumun kısa metrajı. Ayaklarımı kaldırıp kuru tarafa geçiyordum ama düz zemine ulaşabilmem için altı-yedi defa daha çamura girmem lazımdı. Tam çıkacaktım ki, dayımın sesi duyuldu:
- Oğlum manyak mısın, ben sana öbür yoldan gel demedim mi?
Algıda sıçıcılık bu olsa gerek. Asma yapraklarıyla ve çalılarla ayakkabının çamurunu temizledim. Acayip ağırlaşmıştı. Sonra dayımın yanına gittim, kovayı yukarıya tuttum, dayım ağaca çıkıp incirleri aşağıya sallamaya başladı. İncirle sigara iyi gidiyor (Biz yemiş deriz bu incire).
Esas işimiz şimdiydi. Üzümler tahtadaydı (bildiğimiz tahta değil, çul yazarsın, onun üzerine yaş üzümleri serersin kuruması için, aha işte tek bir çul sırasına tahta denir). Dayımla üzümlere tekrar su verecektik (“Su verme” ile kastedilen posatalı_potasyum karbonat- suyu üzümlerin daha çabuk kuruması için hortumla fışkırtma şeysi). (Üzümlerin çoğu kurusa bile aralarında göde kalır, yani hala yeşil olanları). Önce zeytinyağı ile posatalı suyu karıştırdık (zeytinyağı üzümlerin kuruduğunda birbirine yapışmasını önlüyor,_kitabını yazacam lan bu işin_). Potasyum karbonat yerel adıyla potasa üzümlerin kurumasını sağlayan güçlü bir madde. Üzümler toplandıktan sonra kelter (sepet deyin siz) içinde posatalı suya bandırılır (bu sürece “bandırma” adını veriyoruz), sonra da kadınlar bunları çulun üzerine serer.
Potasyum karbonat çuvalına bakıyordum bi yandan. Posata çuvalına baktığımda acaba toz halinde mi yutsam, karıştırıp mı içsem, beceremezsek rezil olduk, yok beceremeyiz gibi düşünceler.. O sırada dayım öksürdü. Suskunluk oluyordu devamlı. Bilirim ki suskunluk zamanları hep başıma patlar ve karşı taraf “ne konuşmuyon olm, acayip sessizsin” gibisinden tav eden laflar söyler. Bunu engellemek için dayıma sordum.
- Dayı ya, bu potasyum karbonat Türkiye’de üretilmiyo mu, niye İtalya’dan, Fransa’dan getiriyolar?
- Deyuslar üreticiyi kazıklamak için yapıyo, nolcak?
Beni hep dayıma benzetirler. Fizik, konuşma, vs.. Dayımın taklit etmeyi çok istediğim bi yönü melodik konuşmasıydı. Bir şey istediğinde yada kızdığında melodik şekilde söyler. “Önüne baksana” minör, “Uyuma” majör.. Çok iyi yapıyodu bunu.
- Rıza (minör).. Şu traktörü ileri al (majör)…
Traktör acayip karizma bi araçtır. Yanına oturduğunda, rüzgarda saçların dalgalanır(uzunsa,kısaysa dalgalanmaz), sigarayı da yaktın mı, aktör pozu verirsin hemen..
Traktörden inip dayıma hortumu uzatıp, geri çekiyordum. Bir yandan da o an olmam gereken yerin hep tasarladığım yer olmasını düşünmüştüm. Evet.. İzlanda.. Bi kitap okumuştum. Yanık Njall’ın Sagası (Brennu Njalls Saga-Yapı Kredi Kazım Taşkent Yayınları). İzlanda’yı anlatıyo, sonra keşiler geliyo, “hak yoluna gelin ey kafirler” diyo, bu Njall da kabul ediyo ama paganlar bu elemanı yakıyolar, ordan geliyo şeysi. Kitabı okuduktan sonra duvara koca bir İzlanda haritası asmıştım. Ne olursa olsun, gitmek isteyeceğim ülke..
Buz ülke.. Çamuru olmayan buz ülke..
“Üzüntü ve Muz Kabuğu” devam edecek…