12 den sonra

Ağustos 4, 2006 at 11:00 am (Üzüntü ve Muz Kabuğu)

Kıpkıp sobalarının sunduğu “Üzüntü ve Muz Kabuğu” devam ediyor…

12 den sonra ortaya çıkar karakterler… Yelkovan akreple buluşur. Şehir uykuya dalar.. Asfaltlar soğur… Kayıp zamanın anti kahramanları ittire kattıra yer açarlar kendilerine gökyüzü dekorlu sahil sahnesinde…

- Bak aha bunlar Mersedes, bemve, grand şeroki.. bunların sahipleri hayatta birinci sırada… Vektra bak bu hayatta ikinci sırada… Hyundai beşinci sırada.. bak bu adam mesela bir… bak bu birinci. Chayenne.. Hatta onu bi üste taşımak lazım..
- Tamam oğlum anladık, ya ne işimiz var bu saatte sahilde.
- Oğlum iki kız görsek kar lan… Bunaltı adam..
- Görüyoz da konuşuyoz sanki.
- Ben konuşurum oğlum sen kendine bak!
- Travesti falan çıkar abi bu saatte burda.. Çizdirecen mi oğlum bizi..
- Yok oğlum onlar bu saatte çıkmaz, her gece buradayım ben.. Allaalla..

Kahramanlarımızın her ikisi de açılma zorluğu çekmektedir.. Afedersiniz eşşek kadar olmalarına rağmen hala daha bi kızın yanına gidip konuşamamakta, “dep, dep, debe..” diyip kalmaktadırlar..

- Bak konuşacam şimdi.. Yada sen git yanlarına..
- Ben gidersem gelecen ama hemen..
- Banane oğlum ya sallarlarsa..

İki üç deneme böyle geçer… Ve yine kendi başlarına kalırlar..

12 den sonra çıkar karakterler… Kalp atışı ezikliğe, sözler boğazda yumruya dönüşür..

- Başla..
- Önce sen başla..
- Ben var ya ben kokart sahibi bi rehberim ben, asosyalliğiyle mesleği arasında ironinin kralını yaratmış, kıytırık turlara çıkmadan vip Amerikalılara çıkmaya yeltenmiş, ağzının payını alınca tercümanlığa atlamış, kitap çevirmeye kalkıp yüzüne gözüne bulaştırmış, cin olmadan şeytan çarpmaya kalkan cahil cühelanın tekiyim ben!
- Ben.. Ben elindeki işi bırakıp ota boka sarmış, dil kursunu bırakıp dans kursuna gitmiş, cebindeki deliğe bakmadan müzisyen olmaya kalkmış garson parçasıyım ben!
- Ben.. Fakülte bile kazanamamışım.. İki yıllık mezunu.. Aha “iki yıllık ama dört yıllıklara on basar” gibi gerizekalı savunma cümleleri söyleyen.. İngilizce öğretmenliğine burun kıvırmış, “idealistim lan ben, bi tane hayatım var onu da memur olarak geçiremem” deme ukalalığını göstermiş, dallama dingilin önde gideniyim ben!
- Ben ki teskere bırakma şansım varken “boğuluyom lan burada” deyip tembelliğin zirvesine bayrak asmış, liseyi zor bitirmiş, yabancı dil bölümü mezunu ama “yes” ten başka bişey bilmeyen hırbonun tekiyim ben..
- Ben var ya ben aha üç yıllık kalkınma programı koyup, iki senede ev üçüncü senede araba, ilk iki sene buralarda takılıp sonra İstanbul’un anasını ağlatmayı planlamış ama korkaklığından, tembelliğinden bi bok yapamamış sallama bi herifin tekiyim ben..
- Ben var ya ben… ….yim… …üm ben… un tekiyim ben….
- Ben … ım ben.. ben ……….im ben… …… nın …….nın …….. ıyım
- Öliyim lan ben öliyim… Boşuna oksijenini harcıyoz bu dünyanın…
- Ben de lan, atmosferde yer açılsın…
- …
- …
- Sigara versene..
- Oh be abi dünya varmış… Haftada bir yapalım şunu ya… Valla iyi geldi..

Bisikletli bir kız geçer o sırada… Elemanlarımızın biri daha önce tanışıktır onunla..
- Aliya! Aliya!

Aliya bisikletiyle gelir yanlarına.. “Otursana” der birisi.. Oturur.. Tanışık olan tanıştırır Aliya’yla arkadaşını..

- Aliya? Arap mısın?
- Evet Arap…
- Arapça nasıl?
- Bilmem pek.. Ben burda doğdum.. Ben.. Sadece Türkçe.. Türkçe biliyorum..
- Arap? Yani neresi? Irak, Arabistan?
- Ben… Ben burda.. Burda.. Burda doğdum..
Üç dakika sessizlik…
- Ama asıl neresi yani?
- Halep… Halep’ten gelmiş.. Benim aile.. Ailem..
Üç dakika sessizlik.. Aliya bir gökyüzüne, bir apartmanlara, arada sırada da bisikletine bakmaktadır.. Fısıltılar…
- Oğlum bu kız konuşmuyo lan.
- Nolmuş oğlum, güzel işte, esmer güzeli.. Konuşmuyo napiyim..
- Oğlum kız bi acayip, eroinman falan olmasın, bak başımızı belaya sokacan, yığılsa bi anda boku yedik.
- Ulan ne adamsın ya, bize de sessiz diyolar bizde mi eroinmanız, utan lan utan ayıp denen bişey var..
- Ya harbiden, (utanır) ama havaya bakıyo abi, bişey soruyon iki dakka sonra cevap veriyo, alnında “loading” yazısı görüyom ara sıra..
- Hey allam ya.. (Kıza döner) Eee nası gidiyo hayat?
- Eski.. Eski tas.. hamam.. Eski tas eski hamam..
- Hııı..
Üç dakika sessizlik.. Fısıltılar..
- Abi bu bizden berbat.. Konuştum konuştum dedin bu kızla mı konuştun sen şimdi?
- Kız fakir oğlum.. Bisiklete baksana.. Yirmi yıllık nerden baksan.. Ben eve bırakmıştım.. Annesi varmış sadece.. Akraba makraba yok, annesi de temizlikçi mi ne.. Arkadaşı falan da yok.. Ben hep görüyom bunu burda… Sabahtan akşama bisikletle böyle..
- Fıs fıs fıs da fıs fıs fıs fıs …
- O ne be?
- Fısıltı..
- Hmm.. (Kıza döner) Nası her gün çıkıyomusun bisikletle?
- Çıkıyorum. Güzel burası…

12 den sonra çıkar karakterler.. İzleyicileri bellidir onların.. Yıldızlar, ay, şehrin ışıkları, yol tabelaları.. Hepsi birden hem izlerler, hem de Charles Dickens için üç guluvallah bi elham okurlar..

- Kalkalım abi, yarın iş var..
- Aliya kalkalım mı?
- Hıhı..
- Bırakalım seni de eve kadar..
- Olur..

İki adam, bir kız, bir de bisiklet yola koyulurlar.. Yolda konuşma geçmez.. Sesi güzel olan bir fon müziği koyar.. “Bu yıldızlı gökler ne zaman.. Başladı dönmeye… Kimse bilmez… Kimse bilmez..”

- Burdan giderim ben eve, teşekkür.. Teşekkür getirdiğiniz için..
- Yok canım, ne önemi var.. Görüşürüz, iyi akşamlar.. Iıh.. İyi geceler..
- Memnun oldum.. İyi geceler..
- İyi.. İyi geceler…

Bizimkiler eve döner.. Rüzgarda kaynak yaparak yakarlar sigaralarını..
- Bak oğlum yat kalk haline şükret.. Bi de asosyalim diyon. Nası insanlar var..
- Valla abi ilk defa bizden ketum birini gördüm..
- Güzel değil lan esasında napiyim başka kız yoktu.
- Ben beğendim len, acayip gizemli bi havası var..
- Nerde anormaller var onları beğeniyon sende..
- Yazık ya anormal deme..

12 den sonra çıkar karakterler… Bisikletli kız Cinderella’ya, caddeler kırmızı halıya, otomobiller atlara, travestiler balkabaklarına dönüşür…

bisiklet.jpg

Yorum Yapın